13 Ekim 2026 - Salı

ÖLÜMLÜLÜĞÜN GÖLGESİNDE YAŞAMA TUTUNMA VE ÖZGÜRLEŞME

​Hayat; kırılganlığıyla büyüleyici ama bir o kadar da ürkütücü bir ipin üzerinde yürümektir. Tek bir an, beklenmedik bir teşhis ya da bir çırpıda kopan bir fırtına...

Yazar - Sibel ÇEÇEN YAVAŞ
Okuma Süresi: 5 dk.
Sibel ÇEÇEN YAVAŞ

Sibel ÇEÇEN YAVAŞ

info@haberdeimza.com.tr -
Takip EtGoogle News

​Hayat; kırılganlığıyla büyüleyici ama bir o kadar da ürkütücü bir ipin üzerinde yürümektir. Tek bir an, beklenmedik bir teşhis ya da bir çırpıda kopan bir fırtına... Sahip olduğumuzu sandığımız "yarınlar", çoğu zaman geleceğe dair temenni niteliğindeki yanılsamalardan ibarettir.


​Geçtiğimiz günlerde Maltepe'mizde yaşanan felaket, bize bunu bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı. 

Birçok hayat, bir anda gelişen bina çökmesi sebebiyle köklü şekilde değişti. Yitirdiğimiz 5 can ile acımız ve üzüntümüz katbe kat arttı. Bu kardeşlerimizin cenazelerinde, cami avlusunda bekleyen yüzlerce insana bakıp uzunca düşündüm; hayatın ne kadar anlık olduğunu bir kez daha idrak ettim (Mekânları cennet olsun inşallah).


​Varoluşumuz bu derece fani ve pamuk ipliğine bağlıyken, hayatı telaş ve kırgınlıklarla tüketmenin, insanın kendine ve muhatabına verebileceği en ağır ceza olduğunu düşünüyorum. Bu gerçeklik karşısında bilgece durabilmek, modern insanın unuttuğu ama muhtaç olduğu en büyük lükstür: Kalp Hafifliği ve İncelikli Varoluş...


​Hayatın pamuk ipliğine bağlı oluşu, sonluluğumuz ve kalpleri kırmadan, kırılanı onararak yaşama inceliği, İslam düşünce geleneğinde ve tasavvufta varoluşun merkezinde yer alır. Bunu fark ettiğimiz an; önemsiz kavgalar, kibir ve incir çekirdeğini doldurmayan kırgınlıklar buharlaşır. Ölüm felsefesi bize şunu öğretir: Her an, birisiyle son görüşmemiz; söylediğimiz her söz, bir insana dair son cümlemiz olabilir. Kalp kırmak "Kâbe’yi yıkmak" kadar ağır bir sorumluluk sayılırken, gönül almak ise ruhu özgürleştiren en büyük makam kabul edilmiştir.


​Bu hakikati Kur’an-ı Kerim’in ilahi kelamında ve Hz. Mevlânâ’nın Mesnevi’sindeki hikmetlerde açıkça görürüz. İnsanın iç dünyasında ve psikolojisinde ise işler çok daha karmaşık bir boyuttadır. Psikoloji, insanın en derin duygusal yükünün kırgınlıklar ve tamamlanmamış meseleler (bitirilmemiş işler) olduğunu gösterir. Birini kırmak ya da kırgın kalmak, zihinde ve ruhta sürekli enerji tüketen açık bir sekme gibidir; ruha eziyet eden kısır bir döngü gibi döner durur. Devamında gelen "keşkeler" ise telafisi imkânsız anların ardından bırakılan en ağır psikolojik yüktür.


​Bu yükten kurtulmak; bir insanın gönlünü almak, hatayı kabullenecek kadar cesur olmak ve içten bir helallik istemek, ego karşısında kazanılmış en büyük zaferdir. Kendini iyileştirmek isteyen insan, karşı tarafın kalbini tamir ederken aslında kendi ruhunu da tedavi eder. Kalp hafifliği, zihinsel bir detoks ve ruhsal bir esenlik halidir.


​Günümüz sosyoloğu Zygmunt Bauman’ın "Akışkan Modernite" olarak adlandırdığı çağda yaşıyoruz. Bağlar zayıf, ilişkiler tüketilebilir ve iletişimimiz kırılgan... Sosyolojik açıdan insan, kurduğu ilişkiler kadar var olan toplumsal bir varlıktır.


​Ancak felaketler ve ortak acılar bize sosyolojik bir hakikati hatırlatır: Bizi ayakta tutan şey, biriktirdiğimiz nesneler değil, birbirimizin kalbinde bıraktığımız izlerdir. Anlam yüklenilen o nesnelerin bir anda yok olabildiğini gördükçe, "bir olmak" olgusunun önemi daha belirgin hâle gelir. Ruha dokunmak, "Senin yanındayım" hissiyatını karşı tarafa geçirebilmek büyük bir anlam taşır. Bir toplumu ya da küçük bir dostluk halkasını değerli kılan, nezaket ve empati ilkesidir. Kırmadan, dökmeden yaşayabilmek; kırılan bir yeri fark ettiğinde oraya samimiyetle merhem olabilmek, bireysel bir eylem gibi görünse de toplumsal dokuyu iyileştiren en güçlü harçtır.


​Bana göre dünyanın en büyük lüksü KALP HAFİFLİĞİ'dir. Dünyanın tüm yükünü omuzlarında taşımak yerine, başını yastığa koyduğunda "Hiç kimsenin ahı üzerimde değil; kırdıysam telafi ettim, kırıldıysam helal ettim" diyebilmek... İşte asıl zenginlik ve lüks budur.


​Egonun, haklı çıkma hırsının ve "yarın hallederim" ertelemesinin ötesine geçip sevdiklerimize sıkıca sarılmak zor değil. Hayat pamuk ipliğinde; o ip kopmadan önce söylenecek içten bir "Seni seviyorum", dilenecek samimi bir "Özür dilerim" ve alınacak bir "Gönül", bu dünyada bırakabileceğimiz en güzel mirastır.


​Helalleşelim, özgürleşelim...
 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

deneme bonusu veren siteler 2025 deneme bonusu veren siteler

deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025
deneme bonusu veren siteler 2025