Belediye Başkanları CHP'de Kalıp Yeni Partiye mi Çalışacak?
CHP'de yeni partiye geçişler peş peşe gelirken, kulislere yansıyan en dikkat çekici iddialardan biri de yeni parti cephesinin belediye başkanlarına "Şimdilik siz gelmeyin." mesajı verdiği yönünde.

Sevgi Yazıcı Özdemir
sevgiozdemir@gmail.com -CHP'de yeni partiye geçişler peş peşe gelirken, kulislere yansıyan en dikkat çekici iddialardan biri de yeni parti cephesinin belediye başkanlarına "Şimdilik siz gelmeyin." mesajı verdiği yönünde.
Peki, bu çağrı ne anlama geliyor?
Gazeteci Barış Yarkadaş, katıldığı bir televizyon programında konuyla ilgili dikkat çeken bir kulis bilgisini paylaştı. Yarkadaş, deneyimli bir belediye başkanıyla yaptığı görüşmeyi şu sözlerle aktardı:
"Özgür Özel eğer belediye başkanları yeni partiye gelmesin diyorsa iki ihtimal vardır. İlk ve büyük ihtimal, belediye başkanları zaten yeni partiye gitmek istemiyor. İkinci ihtimal ise, başkanlar CHP'de kalsın, belediyenin kamu gücüyle kongreleri etkilesin; böylece hem CHP'yi kontrol altında tutalım hem de yeni partide etkin olalım diye düşünüyorlar."
Bu değerlendirme, siyasi kulislerde konuşulan senaryolara farklı bir bakış açısı getiriyor.
Eğer gerçekten böyle bir strateji söz konusuysa, akıllara şu soru geliyor:
Belediye başkanları CHP'de kalıp yeni partiye mi çalışacak?
Seçim döneminde hemen her mitingde, her afişte ve her konuşmada CHP rozetiyle meydanlarda olan belediye başkanlarının, bugün "Biz seçimden sonra parti rozetimizi çıkardık." demeleri kamuoyunu ne kadar ikna eder?
Çünkü vatandaş sadece rozete değil, kimin hangi siyasi hareketin yanında durduğuna da bakıyor. Özellikle son dönemde düzenlenen mitinglerde hangi belediye başkanlarının boy gösterdiğini, hangi isimlerin yeni siyasi oluşuma yakın bir görüntü verdiğini kamuoyu yakından takip ediyor.
Eğer belediye başkanları CHP'de kalacaksa, bunun da siyasi bir karşılığı olmalı.
Bana göre CHP'de görevine devam edecek belediye başkanlarının, öncelikle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ederek partiye bağlılıklarını açıkça göstermeleri gerekir.
Daha da önemlisi, mutlak butlan sürecinde CHP'nin adını dahi anmayan bazı belediye başkanlarının, seçim döneminde dillerinden düşürmedikleri CHP'yi bugün de aynı kararlılıkla savunmaları beklenmez mi?
Siyasette elbette herkesin tercih yapma özgürlüğü vardır. Ancak seçmene karşı da bir sorumluluk vardır. Seçim meydanlarında alınan oyların hangi parti kimliğiyle alındığı unutulmamalıdır.
Bugün kamuoyunun beklediği şey sessizlik değil, açıklıktır.
CHP'de kalacak olanlar bunu açıkça ifade etmeli; yeni partiye katılacak olanlar da bunu şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmalıdır.
Aksi halde, "CHP'de görünüp yeni partiye çalışan bir yapı mı oluşuyor?" sorusu yalnızca Ankara'da değil, CHP'li belediyelerin tamamında daha yüksek sesle sorulmaya devam edecektir.