Haber Detayı
01 Mayıs 2011 - Pazar 22:43 Bu haber 818 kez okundu
 
Prof.Dr. Esfendar Korkmaz Türk Ocağı'nda konferans verdi
DİĞER Haberi
Prof.Dr. Esfendar Korkmaz Türk Ocağı'nda konferans verdi

CHP İstanbul Milletvekili, İktisatlılar Vakfı Başkanı Yeniçağ Gazetesi yazarı Profesör Doktor Esfendar Korkmaz, Maltepe Türk Ocağıʹnın bu ayki konuğu olarak, katılımcılara ˮEkonomide tam bağımsızlıktan tutsaklığaˮ konulu konferansta kurtuluş savaşından sonra günümüze kadar gelinen noktayı anlattı. Türk Ocakları Maltepe Şube Başkanı Halit Can tarafından karşılanıp, toplantıya katılanlara tanıtılan Prof Dr. Esfendar Korkmaz, konferansta Türkiyeʹnin Ekonomik bağımsızlığı ve kaynaklarının geldiği son noktayı anlattı. ˮBugün Çinlilerin yaptığını ATATÜRK yapmıştıˮ Türk Ocakları Maltepe Şubesi konferans salonunda gerçekleşen toplantının konuğu olan Prof.Dr. Esfendar Korkmaz burada yaptığı konuşmada, Atatürk Türkiyesiʹndeki bağımsız ekonominin altını çizerek bugün Çinlilerin yaptığını zaten Atatürkʹün yapmış olduğunu söyledi.Prof.Dr. Korkmaz; Atatürk Türkiyeʹsinde belirgin iktisat anlayışının Ekonomide tam bağımsızlık ve tam istikrar, halk için akılcı çözümler, ulusal çıkarları kollayan ekonomik ilişkiler, açık ve şeffaf devlet şeklinde özetleneceğini sözlerine ekledi. Ekonomide iktisadi bağımsızlık siyasi bağımsızlığın bir parçası olarak, Atatürkʹün İngiliz ve ABD mandasını isteyenleri reddetmesiyle başladığını söyleyen prof.dr. Korkmaz, bu dönemde dış kaynakların daha az kullanıldığını, ülke çıkarlarına uygun iktisat politikaları uygulandığını ve devletçilik, ideolojik saplantıya girmeden devlet elinde sermaye birikimi sağlamak ve bu birikimi yatırımlara yönlendirmek için geliştirilen örnek bir kalkınma modeli olduğunu söyledi. ˮYabancılar finans sektörüne hakim olduˮ Türkiyeʹnin IMFʹden habersiz hiç bir adım atmadığına dikkat çeken Prof.Dr Esfender Korkmaz, ˮEğer bir ekonomide sisayis iktidar 10 yıl boyunca iktisat politikalarnı serbestçe yapamıyorsa, hükümetin bütçe yapmasına müdahale varsa o ekonomi özgür ve bağımsız değildir. Öte yandan bir devlet mitiyazı olan bankacılık sektöründe yabancıların payı yüzde 42 oldu. Oysaki bu oran orta ve batı Avrupa ülkelerinde yüzde 12ʹyi geçmiyor. Bankacılık sektörünü yabancıların kontrol etmesi, kriz durumunda mevduatın bir geçede dışarıya transferi gibi önemli bir risk taşımaktadır. Ayrıca yüksek kar transferlerine neden olmaktadır. Borsa da da yabancı payı yüzde 70ʹler düzeyindedir. Borsadaki yabancı sermaye kısa vadelidir. Bir risk halinde kısa sürede ülkeyi terk eder ve krizi derinleştirirˮ dedi. ˮTürkiye AKP iktidarında 8 yıl 2 ayda 232 milyar dolar cari açık verdiˮ Türkiyeʹnin her yıl artan cari açık yoluyla açıkça kan kaybettiğini söyleyen Prof.Dr. Korkmaz, AKP iktidarının uygulamakta olduğu günübirlik politikalarla, kur politikasıyla, Türkiyeyi gelişmiş ülkelerin sömürüsüne açık bir ülke haline soktuğunu söyledi. Sözlerini sürdüren Prof.Dr. Korkmaz, Türkiyeʹnin AKP iktidarında 8 yıl 2 ayda 232 milyar dolar cari açık verdiğini, insanlık tarihinin görüp göreceği en büyük istismar, küresel ekonomi adı altında spakülatif sermayenin yarattığı bugünkü soygun düzeni olmaktadır, cari açık bu soygunun en iyi göstergesidir diyerek cari açığın kısa ve orta dönemde halkın cebini etkilemediğini, açığın finase edildiğini, tersine ithalat bolluğunun suni bir refah yarattığını ve vatandaşın cari açığı ekranda veya gazetelerde okuduğunu, bugün için cebine yansıyan bir sey olmadığını düşündüğünü ancak spekülatif sermaye ve bunların ortaklarının halkın bu yanlış algısını bildiğini ve büyük oyunun halkın yanlış algısı üzerine kurulduğunu söyledi. ˮCari açık fakirleşmedirˮ Cari açığın vatandaşa etkisinin bugün görünmediğini ancak yarın fakirleşme olarak ortaya çıkar diyen Prof.Dr Esfender Korkmaz, ˮsatılan kamu varlıkları halkın malıdır. Demek ki halkın mal varlığı azalıyor. Telekom gibi kuruluşların kârı bütçeye girmiyor dışarıya gidiyor. Vatandaş bu açık için daha çok vergi ödüyor.Dünyanın en pahalı benzinini kullanıyor.Dış borç anaparaları ödenmeye başlanınca, bu borçlarla, faiz ve kar transferi şeklindeki kaynak çıkışının GSYHʹya büyüme oranını geçerse, yoksullaşma başlayacaktırˮ şeklinde konuşup siyasi iktidar ve ekonomi yönetimi finanse edildiği sürece cari açığın önemli olmadığını söylerek halkı istismar ediyor diyen Prof.Dr. Korkmaz, ˮHalk istismar ediliyor, Bir ara başbakan cari açığın riskli olduğunu laf arasında söyledi. Fakat hükümet cari açığı kapatmak için hiç bir önlem almıyor. Gelişmiş ülkeler, dış ekonomik ilişkilerden daha karlı çıkmak ister. Bunun için Türkiyeʹyi istismar etmelerinde onları suçlayamayız. Ancak siyasi iktidar bu düzeni önlemediği gibi, topluma da yanlış bigi vererek, insanımızı daha çok istismar ediyorlar. Yani halkımız çifte istismar kıskacı içindedirˮ dedi. Cari işlemler açığının boyutuna da dikkat çeken Prof.Dr. Korkmaz, ˮ Cari işlemler açığı, Türkiyeʹnin dış ekonomik ilişkilerden dolayı verdiği açıktır. Bu açık nihai olarak dış borçlanma ve varlık satışları ile kapatılıyor. Sıcak para da kısa vadeli dış borçtur. 2010 yılında cari açık 48,6 milyar dolar oldu. Yani GSYHʹnın yüzde 6,6ʹsına yükseldi. 2011 yılı için beklenen cari açık ise 51 milyardır. Kur artışı olmazsa bu açık daha da yüksek olacaktırˮ dedi. ˮMerkez Bankası dalgalı kurdan kontrollü kura geçmeliˮ Aşırı değerli liranın getirdiği düşük rekabet gücünün ithalatın daha ucuz olmasına, ihracatın daha pahalı olmasına neden olduğunu, sonuçta ithalatın ihracattan daha hızlı arttığını söyleyen Prof.Dr. Esfendar Korkmaz, ˮDeğerli lira, ithal mallarının fiyatının düşük kalması demektir. Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi bu yolu enflasyonu düşürmek için kullanmıştır. Kurun düşük, tersine liranın aşırı değerli olmasına, sıcak paranın yarattığı kur baskısı yol açtı.Aslında Türkiyeʹde dalgalı kur sistemi gerek hükümet ve gerekse finans kesimi tarafından adeta tabu olarak görüldü.bunun içinde devasa dış açıklar oluştu. Gerçekte ise uygulanmakta olan serbest kur veya dalgalı kur sistemi, Türkiyeʹnin ekonomik yapısına ve piyasa yapısına uygun değildir. Bu nedenle dalgalı kur sistemi ʹotomatik kur dengesiniʹ sağlamakta yetersiz kaldı. Kaldı ki hem dalgalı kur sistemi çalışmadı. Hemde 2010 yılına kadar MB yanlış uygulama yaptı. Kur artarken müdahale etmedi. düşerken etti. Sonunda Türk Lirası aşırı değerlendi. İthalat daha ucuza geldi. Dış ticaret açıkları arttı. Şimdi merkez bankasının para arzını kısması, sınırlı etki yaptı. Yapılması gereken dalgalı kurdan kontrollü kur sistemine başka bir ismiyle yönetilebir kur sistemine geçmektirˮ dedi. CHP İstanbul Milletvekili, İktisatlılar Vakfı Başkanı ve Yeniçağ Yazarı Profesör Doktor Esfender Korkmaz, konferanstan sonra toplantıya katılanların sorularını cevapladı. ASUMAN YAZICI-  ÜMİT HAKAN ARIKAN (ÖZEL HABER)  

Kaynak: (İHA) - İhlas Haber Ajansı Editör:
Etiketler: Prof.Dr., Esfendar, Korkmaz, Türk, Ocağı'nda, konferans, verdi,
Yorumlar
Haber Yazılımı