Haber Detayı
05 Ekim 2020 - Pazartesi 17:39 Bu haber 873 kez okundu
 
KÜÇÜKYALI İBNİ SİNA TIP MERKEZİ BASIN MENSUPLARI İLE BİR ARAYA GELDİ
Küçükyalı’da faaliyet gösteren Küçükyalı İbni Sina Tıp Merkezi bölgede yayın yapan gazeteciler ile bir araya geldi. Düzenlenen basın toplantısında Korona virüs döneminde beslenme ve psikolojik etkileri ile ilgili bilgiler verildi.
SAĞLIK Haberi
KÜÇÜKYALI İBNİ SİNA TIP MERKEZİ BASIN MENSUPLARI İLE BİR ARAYA GELDİ

Küçükyalı İbni Sina Tıp Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Karadaş’ın da katıldığı programda Covid-19 salgınının 2022 yılına kadar devam edebileceği ve insanların gereken önlemleri alarak bu süreci sorunsuz atlamaları önemli vurgusu yapıldı.

Pandemi ilan edildiği günden bu yana dünya gündeminden bir an olsun düşmeyen ve birçok ülkede artış göstermesi de panik yaratan Covid-19’un 2020 yılına kadar Türkiye ve Dünya gündeminde düşmeyeceğini ön gördüklerini ifade ettiler.

Küçükyalı İbni Sina Tıp Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Karadaş, “Yaşanan süreç ile ilgili bilgiler veren Dünya Sağlık Örgütü’nün artık bir pandemi olarak kabul ettiği koronovirüs hastalığı (Covid-19) ülkemizde de önemli bir halk sağlığı tehdidi oluşturmaktadır.  Diyerek sözlerini şöyle sürdürdü “Özellikle bu dönem bağışıklık sistemi zayıf ve kronik hastalığı olan bireyleri daha çok etkilemektedir. Korona virüsün bulaşmasını tek başına engelleyebilecek veya tedavi edebilecek herhangi bir besin olmasa da; sağlıklı ve dengeli beslenmenin, fiziksel aktivite ve düzenli uyku ile beraber bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır. Bu dönemde evde bulundurulan besinlerin olabildiğinde besleyici, raf ömrü uzun ve dayanıklı olması gerekmektedir” dedi.

Bu süreçte ki beslenme sorunları ve olması gerekenler ile bilgi veren Küçükyalı İbni Sina Tıp Merkezi Ezgi Taş ise şu ifadelere yer verdi “Özellikle fiziksel aktivitenin azaldığı bu dönemi sindirim açısından rahat atlatmak için seçilecek besinlerin protein, lif, vitamin, mineral ve antioksidan açısından zengin olması dengeli beslenme yönünden büyük önem taşımaktadır. Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde önerilen “Sağlıklı Yeme Tabağı”na göre her ana öğünde tabağın bir çeyreği sebzelerden, diğer çeyreği tam tahıl ürünlerinden ve kalan yarısının eşit üç parça halinde meyvelerden, yüksek proteinli besinlerden (kurubaklagiller, yumurta, et, balık, tavuk, yağlı tohumlar vb.) ve süt ürünlerinden oluşması önerilmektedir. Ayrıca bu dönem de besin çeşitliliğine önem vermeliyiz.

Mevsim sebze ve meyvelerin tüketimi ön planda tutulmalıdır. Özellikle C vitamini tüketimine ağırlık verilmelidir. C vitamini kaynaklarından limon, portakal, greyfurt, kivi bağışıklık sistemimize destek besinlerdendir. Bu dönemde protein tüketimi de önem taşımaktadır. Hayvansal protein kaynaklarının tüketimine yönelik yumurta ve peynir çeşitleri de uygun koşullarda saklandığında uzun süre dayanabilen, kaliteli hayvansal protein içeren besinlerdir. Besin değeri yüksek bir başka protein kaynağı alternatifi ise kurubaklagillerdir.

Yeşil mercimek, kırmızı mercimek, nohut, fasülye çeşitleri, barbunya vb besinlere öğünlerimizde yer verilmelidir. Evde geçirilen zamanı sürekli besin tüketimi ile doldurmak, hem bağıkşıklığın olumsuz etkilenmesine hem de gereksiz kilo alımına yol açabilir. Tüketilen her besinin fazlasının yağ olarak depolandığını unutmamak gerekir. Bu nedenle öğünlerimizi düzenli tüketmeliyiz. 3 ana öğün ve gerektiği zamanda sağlıklı ara öğünler eklemeliyiz. Ayrıca su tüketimine bu dönemde dikkat etmemiz gerekir” ifadelerine yer verdi.

Beslenme konusunun ardından ise yaşanan süreci psikolojik olarak değerlendiren Psikolog Miray Polat


Evrimsel süreçte kaygı ve korkunun hem bireyi hem de türü koruduğunu biliyoruz. Belirsizlik durumunun bu kadar fazla olduğu bir süreçte, insanların kaygı ve korku duyguları içinde olması çok doğal ve anlaşılabilir. Diyerek sözlerini şöyle sürdürdü. “ Önemli olan bu duygularla sağlıklı başa çıkma yollarını geliştirmektir. Olumsuz depresif düşünceler kişide olumsuz duygulara neden olur ve onlar da içe çekilme davranışlarını geliştirir. Bu olumsuz düşünceleri kendimizi sıkıntılı, endişeli, karamsar, çaresiz vb. duygular içinde bulduğumuzda, o sırada aklımızdan geçen düşüncenin, cümlenin ne olduğunu bularak tanıyabiliriz. Olumsuz düşünceleri bir kağıda yazarak yerlerine alternatif cümle oluşturmaya çalışabiliriz” dedi. “Örneğin, “evde kalmak zorunda olmaktan çok sıkılıyorum, özgürlüğüm gitti” gibi bir cümle kişinin aklından geçiyorsa buna alternatif cümle “evet biraz kısıtlanmış hissediyorum ama sağlığım yerinde, hastanede yatıyor olabilirdim şu an” gibi cümleler oluşturabilir kişi. Korku, kaygı ve endişelerle başa çıkmak için derin nefes çalışması (diyafram solunumu), gevşeme egzersizi gibi bedeni rahatlatacak davranışçı teknikleri uygulayabilir dedi.

ÇOCUKLAR İÇİN RUTİN BİR YAŞAM PROGRAMI OLUŞTURULMALI

Çocuklar için ise bu salgın sürecinde ailelerine çok fazla iş düştüğünü ifade eden Psikolog Miray Polat “ Salgın sürecinde çocuklu ailelere çok fazla sorumluluk düştüğünü söylemek gerekir. Okullar kapatıldığı ve çevrimiçi dersler başladığı için okul çağındaki çocuklara evden eğitim programlarını düzenlemek, evde derslerini, ödevlerini yaparken kontrol etmek vb. belki önceden yapılmayan işler eklendi anne-babanın yaşamına. Keza kreş ya da anaokulunda olan çocukların evde kalmaya başlaması da anne-babalar için çocuklara program oluşturma zorunluluğunu getirdi. Çocuklar için rutin bir yaşam programı oluşturmanın önemlidir, beslenme, uyku, oyun ve etkinlik saatleri oluşturulması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: Editör:
Etiketler: KÜÇÜKYALI, İBNİ, SİNA, TIP, MERKEZİ, BASIN, MENSUPLARI, İLE, BİR, ARAYA, GELDİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı