Haber Detayı
25 Mayıs 2019 - Cumartesi 14:07 Bu haber 557 kez okundu
 
ÜLKÜ-DER'DEN GELENEKSEL BÜYÜK İFTAR
Ülkü-Der gençler ve ailelerin yoğun ilgi gösterdiği, her yıl olduğu gibi bu yılda yoğun katılımla Geleneksel İftarda buluştu
KÜLTÜR Haberi
ÜLKÜ-DER'DEN GELENEKSEL BÜYÜK İFTAR

 
Ülkücü Düşünce Derneği Genel. Başkanı sayın Ahmet Selçuk Can, 19 Mayıs 1919’un 100. Yılı ve Kırım Sürgününün yıl dönümüne de değindiği konuşmasında şunları söyledi;
"Geleneksel büyük iftarımızda, ocak çatısı altında, muhabbetli soframızda bir araya geldiniz, büyük bir aile olarak kabul ettiğimiz ve bir ferdi olmaktan büyük mutluluk duyduğum bu güzel topluluğa, sizlere hoş geldiniz diyorum ve teşekkür ediyorum. 
Değerli ülküdaşlar,
Günümüzden bir asır öncesinde, 19 Mayıs 1919 şartlarında Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ülkenin durumunu şöyle özetliyordu; 
"Düşman, Osmanlı devlet ve ülkesine saldırıya geçmiştir. Onu yok etmeye ve bölmeye karar vermişler. İdareciler, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor. Ordu ve komutanlar bunca güçlük ve sıkıntılardan yorgun, vatanının durumunu görmekle yürekleri kan ağlıyor. 
"Millet, idarecilerin ihanetinden haberi olmadığı gibi, o makama ve makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla uyumlu ve bağlı. Bu idarecilere aykırı görüş ve düşünceleri açığa vuracakların vay haline. Hemen dinsiz, vatansız ve hain ve istenmeyen kişi olur.”
Arkadaşlar, 
Bugün ise Türk devleti yine saldırı altındadır. İdareciler yine sadece kendi genel başkanlık veya başkanlık makamlarının devamı kaygısındadır. Ordu, kumpas davalarıyla yıpratılmıştır. Millet, idarecilerine aykırı görüş ve tutumu dolayısıyla hakarete uğramaktadır. 
Yine Atatürk'e dönelim; bu durum karşısında bugün bizlere de ışık tutacak şekilde şöyle bir karara varmıştı; 
"Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da millet egemenliğine dayanan, kayıtsız şartsız tam bağımsız Türk Devleti" 
Bugün, 19 Mayıs 1919'un, kurtuluşun başlangıcının, 100. yıl dönümünde Atatürk ve dava arkadaşlarına sonsuz saygı, minnet ve şükranlarımızı sunarken şunu bilmekteyiz ki; 1919'un emperyalist ülkelerin gözü yine Türk topraklarındadır. Yurt içinde milli varlığa düşman kuruluşlar yine vardır. Fakat Türk Milliyetçileri, ülkücüler de vardır. Ayaktadır. Kavgamız, başkanlık sistemiyle gasp edilmiş egemenlik hakkını Türk Milleti’ne yeniden teslim etmektir. ABD ve Rusya arasında savrulan, itibarı iki paralık edilmiş Türk Devleti’nin itibarını yükseltmektir. Türkiye'yi tam bağımsız kılmaktır. Kavgamız, devletin temeli olan hukuku yeniden tesis etmek, hukukun üstünlüğü güvencesiyle huzur ve güven içinde milletimizin kalkınmasını, layık olduğu refaha ve hayata kavuşmasını sağlamaktır. Sandıkta dahi reva görülmeyen söz hakkını Türk Milleti’ne teslim etmektir.
Tek kurtuluş, Türk Milliyetçiliği ülküsüyle kalkınan, kabuğunu yırtan, adeta Ergenekon'dan yeniden dirilen Büyük Milliyetçi Türkiye’yi inşa etmektir. 
Değerli ülküdaşlarım,
Türk Milleti 1919 Mayıs’ında yeniden bir ümide uyanırken, 1944 Mayıs’ında ise Kırım’da on yıllar sürecek sürgüne, işkencelere ve ölümlere uyanıyordu. Kırım Türklerinin 18 Mayıs 1944’te katil Stalin emriyle bir gecede vatanlarından sürgün edilişinin ve Kırım Tatar halkının yarıya yakının, yüz binlerce soydaşımızın katledilişinin de yıl dönümüdür bugün. Sürgünde hayatını kaybedenleri ve yurdundan sürülenleri rahmetle anıyoruz. Türk Milleti Rus işgali altındaki Kırım’a yine dönecektir. İnanıyoruz.
Türk Milleti, böyle büyük acılar da, büyük yeniden dirilişler de yaşanmıştır. Bu büyük milleti meydana getiren binlerce yıllık yaşanmışlıktır. Şimdi birilerinin sırf koltuklarını sağlama almaları için, milletin yarısını ötekileştirip, terörist ilan ederek milleti ortadan ikiye bölmelerine, millet varlığına kast etmelerine elbette izin vermeyeceğiz.
Fakat unutmamak lazımdır ki ; bugünün ihmalleri, yarının tehdidini doğurur. 
Bu sebeple, terörist başı, kan emici, kuduz köpek Abdullah Öcalan’la yeniden uyumlu bir sürecin, yeniden bir çözüm sürecinin işaretlerinin de verildiği bu günlerde, şu asgari ezberi herkesin aklına kazmak da bizlerin, ülkücülerin görevidir. 
Bu vatan Türk toprağıdır. 
Bu devletin adı Türkiye’dir. 
Milletinin adı Türk’tür.
Dili Türkçe’dir.
Bayrağı şanlı ve kutlu ay yıldızlı al bayraktır.
Bunu böylece herkes bilmelidir.
Müslüman Türk Milleti uyanık olmalıdır. Suret-i Haktan görünüp milletin hukukunu gasp eden, dinine ve milliyetçiliğine pranga vuran, tüyü bitmemiş yetim hakkını yiyenlere karşı uyanık olmalıdır.
Bizler uyanalım diye, Hz. Peygamber efendimiz (S.A.V.) bizlere açık uyarıda da bulunmuştur;
Mümini, elinden ve dilinden emin olunan diye tarif etmiştir.
Münafığı ise konuştuğu zaman yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, emanete ihanet eder, ahde vefasızlık eder diye tarif etmiştir.
Arkadaşlar, 
Elinden emin olmadığınız, dilinden sürekli, kin, nefret ve hakaret işittiğiniz, dün söylediğini bugün yalanlayan, bugün yalanladığı yarın rahatı ve iktidarı için kabul eden, milletin emanetini gasp eden idarecilere karşı uyanık olmalıyız.
Peki sonra; Hz. Peygamber diyor ki; “insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”
İşte yol budur, metot budur. Yapılacak budur. Türk Milleti’ne faydalı olmaktır. 
Biz, 2006'da kim var bizimle diye sağımıza solumuza bakmadan, korkmadan ortaya atıldık. Kınayanın kınamasına aldırmadan mücadele ettik.
Türk Milleti’ne faydalı olmak için ayakta durduk, dik durduk. Topluma asalak, ailelerine asi yerine ülkücü, imanlı, ahlaklı ve başarılı, üretken gençler yetiştirdik.
Türk Milliyetçiliği ülküsüne adanmış, alanında donanımlı gençler bunlar.
Burs verdik, kalacak yer temin ettik, dert ortağı olduk, derslerine yardımcı olduk, arkadaş olduk, birbirlerini sevdikleri bir ocak, yuva, aile kazandırdık. 
Bu ekibi büyük etkinliklerle kenetledik, yüzlerce konferans ve seminerle şuurlandırdık.
Bunları yaparken ne siyasetten, ne belediyelerden tek kuruş almadan, sizlerle yaptık.
Sırtımızı yalnız en büyük olana, en güçlü olana, Yüce Allah’a dayadık. 
Şükür, Allah kervanımızı her geçen gün büyütmektedir. 
Ülkücü hareketin geçmişini takip ve mevcudunu, bugün bu çevrede yarın inşallah Türkiye' de doğru temsil etmek mücadelesindeyiz.
Siyasetin kokuşmuşluğu ve siyaseti böyle kılan kaybedilmiş insanımızın yozlaşmışlığı içerisinde, birlere talip olarak, onları bu kokuşmuşluk ve yozlaşmışlıktan çekip çıkarmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Dündar Taşer’in ifadesiyle, biz oy değil, ahlaklı insanımızı arttıracağız.
Herkes de emin olsun ki; sayıları artan ahlaklı, ülkücü gençler yarın seçim de kazanacak, ülkeyi de yönetecek. Siyaseti de, toplumu da bu kokuşmuş ve yozlaşmışlıktan temizleyecek, Türkiye’yi şaha kaldıracak. 
Allah yar ve yardımcımız olsun" dedi,

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: ÜLKÜ-DER'DEN, GELENEKSEL, BÜYÜK, İFTAR,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
ÜLKÜ-DER'DEN GELENEKSEL BÜYÜK İFTAR
ÜLKÜ-DER'DEN GELENEKSEL BÜYÜK İFTAR
ÜLKÜ-DER'DEN GELENEKSEL BÜYÜK İFTAR
Yorumlar
Haber Yazılımı